7 Şubat 2009 Cumartesi

ABD güdümlü Fethullahçı Gestapo rejimi

Bugünlerde Türkiye’de olup bitenlere kolay anlaşılacak birkaç kelimelik bir isim koymaya çalışıyorum, aklıma ancak şu geliyor: ABD güdümlü Fethullahçı Gestapo rejimi...

Gestapo bilirsiniz, Hitler’in Nazi Almanya’sının gizli polis örgütüdür. Hitler bu örgüt aracılığıyla kendine muhalefet görüşleri sindirmiş ve yok etmiştir. Şili’nin Pinochet’ine, Endonezya’nın Suharto’suna, Irak’ın Saddam’ına bakın, her faşişt rejimin bir Gestapo’su olmuştur. Bizim de maşallah Fethullahçı savcılarımız ve polislerimiz var.

Saddam dahil bütün bu eli kanlı 20. yüzyıl diktatörlerinin arkasında ABD’nin Reagan, Bush, Cheney, Wolfowitz benzeri sağcı neoliberalleri vardı. Bu konuda Kanadalı gazeteci Naomi Klein’ın Şok Doktrini’ni mutlaka okumanızı öneririm; neoconların ve neoliberal ekonomistlerin Güney Amerika ve Endonezya’daki marifetlerini çok güzel anlatıyor.

Bunlardan bir tanesi çok çarpıcı: Nobel ödüllü Milton Friedman okulundan gelen sağcı neoliberal Şikago ekonomistleri ve Ford araba şirketi, tarihin en acımasız diktatörlerinden Pinochet’le son derece içli dışlıydı. Hatta öyle ki, Ford’un Şili’deki ıfabrikalarında Pinochet’in polisleri için işçi sorgulama ve işkence odaları kurulmuştu. Ayrıca Ford, hak hukuk falan isteyen dik kafalı işçilerini katledilmek üzere Pinochet’e şikayet ediyordu. Aynı CIA’nin yurtsever solcuları, militan İslamcılar tarafından katledilmek üzere Suharto’ya ispiyonlaması gibi... Pinochet döneminde başta aydın yurtseverler, işçiler ve sosyal demokratlar olmak üzere onbinlerce insan ortadan yokoluvermişti.

Bütün bunlar olurken, o dönemlerde ABD’nin sağcı yayın organlarında Pinochet’i ve onun liberal ekonomi politikalarını öven yazılar yayınlanıyordu. Halbuki Pinochet gelmeden önce Şili Güney Amerika’nın bir İsviçresi, eğitimi ve gelir dağılımı düzgün bir sosyal refah ülkesiydi. Pinochet’le birlikte bütün ekonomi altüst oldu. Geniş halk kitleleri sefalete düşerken Pinochet’in çevresinde zengin bir azınlık türedi.

Bütün bu olanlar size tanıdık gelmiyor mu?

Fethullah zihniyeti beyin yıkamayı ve sosyal baskı kurmayı iyi bulur. Adamın mesleği bu, aksi halde din üzerinden nasıl siyasi güç ve para kazansın?

Neler oluyor, neler... Muhalif görüşler üzerindeki engizisyonvari Ergenekon baskıları, Deniz Feneri gibi din sömürüsüyle yürütülen organize hırsızlıklar, AKP cemaatine yakın duranların fütursuz yolsuzlukları, hiçbir gazetecilik etiği takmayan yandaş medya, sosyal devleti çökertip halkı AKP hükümetinin ve cemaatlerin sadakasına mahkum etme sinsilikleri, kendi cemaatinden olmayanları ötekileştirp düşman görmeler, hedefe varmak için her yöntemi mübah sayan, hiçbir ahlaki kaygı tanımayan makyavelist anlayışlar... Üstüne üstlük de ortak düşman sayılan Atatürkçülere, yurtseverlere ve antiemperyalistlere karşı ABD ve sinsi AB’yle işbirliği...

Hala Türkiye’de Fethullah hayranı geri zekalı Türk-İslamcılar var. Hem Cuma namazı çıkışlarında anti ABD’ci anti-İsrailci sloganlar atar, hem de bunların kucağında oturup BOP’un asbaşkanı olmakla övünen AKP’lilere oy verirler. Hiç düşünmez misiniz, Fethullah nerede yaşıyor? Normal vatandaş ABD’ye bir vize bile alamazken bu eski imam nasıl orada saltanat sürüyor? CIA ajanlarıyla, hristiyan psikoposları ve uydurma hahamlarla ne işler karıştırıyor?

Ey halkım, lütfen biraz gözünü aç! Ve artık uyan. Eski eski Osmanlılarin „idraksiz Türk milleti“ sözünü gözünü seveyim haksız çıkar. Geç de olsa öğrenebileceğini, olan bitenlerden ders alabileceğini cümle aleme göster. Birilerinin din iman diye seni kandırmasına artık izin verme.

Mustafa Tümener, Şubat 2009 Ankara

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder