TSK Çukurambar’da olası bir köstebeği takip ettiğini söylüyor. Gerçek köstebek kim acaba? Haydi gelin biraz kafa yoralım.
Önce şu teşhisi koyalım: Bu köstebek kimin köstebeği olacak? Tabi ki CIA’nin, yani dünyanın ABD dahil her ülkesinde cinayetler işleyen ve işleten, darbeler yaptıran, türlü provokasyon ve entrikalarla milletleri bölüp biribirine kırdıran Amerikan gizli haber alma teşkilatı: Central Intelligence Agency. Aslında uluslararası cinayet ve katliam örgütü demek daha doğru olur.
Düşünmeye devam edelim.
ABD’nin bugün yürürlükte olan projesi nedir? BOP (Büyük Ortadoğu Projesi), yani Türkiye de dahil olmak üzere bütün Orta Doğu ülkelerini bölme ve ABD çıkarlarına uygun bir şekilde kuklalaştırma projesi. Bu ülkelere sürekli bir karmaşa, bir anarşi hakim olmalı ki ABD’nin bu ülkelerde askeri üsler tutması için gücü ve bahanesi olsun. Ana hedef ise enerji kaynaklarının kontrol altında tutulması, çünkü dünyanın kalan en büyük petrol ve gaz rezervleri Orta Doğu’da. Bir de tabi İsrail’in güvenliği, ve hatta yayılması konusu var.
Özetleyecek olursak BOP aslında Orta Doğu ülkelerini etnik ve dinsel parçalara bölme projesidir. Bu projede Türkiye’ye biçilen rol laikliği, akılcılığı ve antiemperyalizmi törpülenmiş, ABD’ye uyumlu, yaygın cehalet üzerine kurulu totaliter rejimli bir ılımlı islam cumhuriyetidir.
Türkiye’de acaba kimler bu projeye karşı, kimler bu projeyi destekliyor?
Karşı olanlar:
Atatürk milliyetçileri diyebileceğimiz ulusalcılar, Atatürkçüler, TSK, laik ve üniter devleti savunan herkes, ve Türkiye’nin anayasası
Destekleyenler:
Fethullah gibi Amerikancı tarikatçiler, şeriatçılar, ümmetçiler, yeni osmanlıcılık hayalleri kuranlar. Bu arada hatırlatalım: Yeni osmanlıcılık da ABD patentli bir projedir.
Ne diyor Erdoğan:
"Bizim Orta Doğu’da bir görevimiz var. Biz BOP’un eşbaşkanıyız".
"Demokrasi bizim için bir tramvaydır".
"Halk isterse daha totaliter bir rejime kavuşabilmeli" (dinci dikta kastediyor).
"Polis rejimin güvencesidir" (demek ki kadrolaşma tamamlanmış).
Ne diyor Fethullah:
"Limana ancak kaptanla (yani ABD) işbirliği yaparak ulaşabiliriz". Liman dediği de Fethullahçıların dinci diktası.
"Sabırlı olacağız. Hakimler ve askerler yetiştireceğiz. Gerekirse hakimler kiralayacağız".
Silivri’de sonu gelmez uyduruk iddianamelerle kimler çile doldurmuyor ki? Atatürkçüler, ulusalcılar, sendikacılar, üniversite rektörleri, askerler…
Fakat bunların arasında tek bir AKP’li, tek bir şeriatçı, tek bir tarikatçi yok.
Sözümona gizli olması gereken Ergenekon soruşturmaları, iftiralar, çamur atmalar her gün çarşaf çarşaf yandaş basında. Ama işlerine gelmedi mi Deniz Feneri’nde olduğu gibi basına karartma getirmesini de bilirler.
Bazı gazeteciler, Erdoğan’ın daha başbakan bile olmadan önce Orta Doğu kasabı Bush’la yaptığı görüşmede bir Irak savaşını destekleme sözü verdiğini, iki ABD’ye tavır almış Atatürkçü ve Avrasyacıların tasviyesini konuştuğunu yazıyor.
Türkiye’nin bölünmesinden başka bir şeye hizmet etmeyecek, içeriği belirsiz ve ucu açık, ABD ve AB siparişi açılımları kimler gündeme getirdi?
Bence kafa karışıklığına falan hiç gerek yok, her şey apaçık ortadadır. Aranan köstebek bizzat tarikatçi kadrolaşmayla bütün devlet kurumlarını eline geçiren, istediği gibi kadrolaşamadığı yargı ve askere de her gün saldıran hükümetin ta kendisidir.
Gerisi detay, dedikodu ve bilinçli kafa karıştırma harekatı.
Mustafa Tümener, Aralık 2009
2 Ocak 2010 Cumartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
